Neden?


Şu soruları çok duymaya başladım: “Neden bu kadar çırpınıyorsun insanlara yardım etmek için?” , “O şeyi giymek için çok sıcak değil mi?” , “Nasıl duruyorsun yahu, onun içinde!” , “Off, baksana sırılsıklam olmuşsun,” , “Onu giymesen olmaz mı yani?” …

Bunu diyen insanlar da az buz değil, baya var. Sordukları sorular da bunlarla sınırlı değil. İnsanlara yardım etmeyi, falanca yere bağış yapmayı, dilencinin eline 2 kuruş sıkıştırmayı zannedenler var hala. Bu soruların yarısı da o tip insanlardan geliyor zaten…

Yukarıdaki soruların cevaplarını size burada anlatmam çok zor. Yazabilirim, ancak gerçekten anlamak için orada yanımda bulunmanız ve kendi gözünüzle görmeniz şart. Çünkü yukarıdaki soruların cevabını tek bir kelime ile özetleyebiliriz: “sevgi”

Şimdi, tanımadığın etmediğin elalemin çocuğunu nasıl seviyorsun diyeceksiniz. O çocukları daha

tanımadan seviyorum, çünkü onlar da sizi daha hiç tanımadan seviyor. Onlar karşılıksız seviyor. Her an gelip sarılabilirler size! Çünkü sevgiye ve ilgiye o kadar muhtaçlar ki, para verseniz daha az sevinirler. Çünkü para, onlar için bir kucaklaşmadan daha değersiz. Mutluluğu onların gözlerinde bulmak ise, paha biçilemez.

Evet, deli gibi terliyorum. Evet, bazen bayılacak gibi oluyorum. Evet, yürüyemiyorum – oturamıyorum. Evet, bazen birkaç parçam düşüyor. Evet, 80 parçalık şeyi giyerken yardım almam gerekiyor. Evet, evet, evet…! özlerinde bulabiliyorsanız, inanın sizin için başka hiçbir şeyin önemi kalmamıştır.

Ama değiyor mu? EVET!

Neden mi?

Sizden yaşça büyük engelli kardeşlerinize kendinize “Cansu Abla” dedirtebiliyorsanız işte, o zaman onların kalbini kazanmışsınız demektir. Ve bunu parayla, şan-şöhretle, falancanın sahibi olmakla kazanamazsınız. Umarım sorularınızın cevabını vermişimdir.

 

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *